İçişleri Bakanı Soylu “Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Semineri”nde konuştu: (3)

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, “Kadına yönelik şiddet, maalesef tweet atılarak halledilebilecek bir konu değildir. Keşke öyle olsaydı. Hepimiz tweet atarak bu meseleyi çözseydik veya bir pankart üzerine iki tane slogan yazsak, sloganla beraber bu meseleyi çözsek. Slogancıların işi değil, bu. Bu mesele, kendini adayanların işidir.” dedi.

Soylu, Balıkesir’in Ayvalık ilçesinde “Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Mülki İdare Amirleri Eğitim Semineri” programında, kadına şiddet konusunda farkındalık oluşması için acıların yaşanmasını beklememek gerektiğini vurguladı. Önleyici tedbirlerin önemini dile getiren Soylu, şöyle devam etti:

“Kadına yönelik şiddet, maalesef tweet atılarak halledilebilecek bir konu değildir. Keşke öyle olsaydı. Hepimiz tweet atarak bu meseleyi çözseydik veya bir pankart üzerine iki tane slogan yazsak, sloganla beraber bu meseleyi çözsek. Slogancıların işi değil, bu. Bu mesele, kendini adayanların işidir. Onların bir işi var, o da şudur, ’25 Kasım gelsin. Biz kamunun uygun görmediği yerlerde toplantı yapalım’. Orada içinde her türlüsü var. İçinde bazen hakikaten terör örgütüne mensup olanlar ve bu konuda aşırı reaksiyon göstermeye hazır olanlar, devletle her daim bir meselesi olanlar var. Sürekli karışıyor. Buradaki normal insanlar gidiyorlar, 10-15, 20’si kalıyor. Onlar da polisle çatışıyor. Onların tabii gazeteleri, medyaları, milletvekilleri de var. Hemen devletten şiddet başlıkları atmak için senaryoyu, tiyatroyu hazırlıyorlar. Sanatsal yönleri de ağır. Böyle bir tabloyu ortaya koyuyorlar ama yapılanlar, gayret gösterilenler, mücadele edilenler… Anlamıyorum, bu milletten ne istiyorlar. Hakikaten anlamıyorum.”

Kurallara uyulduğu taktirde her türlü etkinliğin yapılabileceğine dikkati çeken Soylu, “Ama dertleri o değil. Dertleri, işi odağından etmek, bizi konsantrasyonumuzdan uzaklaştırmak, Türkiye‘nin bunu konuşup meseleyi özünden saptırmak. Yapmamız gereken çok iş var. Türkiye’nin de yapacağı çok iş var. Herkesin gayret göstermesi lazım. Kimseyi ötekileştirmememiz lazım. Bilakis herkesin el birliği, iş birliğine ve samimi gayretine muhtaç olduğumuz bir konudur bu. Dolayısıyla burada herkesi samimiyetle yanımızda görmek istediğimizi, bu alanın kayıtsız şartsız bir işbirliği alanı olmasını arzu ettiğimizi, huzurlarınızda buradan tekrar ifade etmek isterim.” diye konuştu.

“Yüzde 24’lük bir düşme var ama bu bizim için yeterli değil”

Soylu, kadına şiddet konusunda pek çok çalışma yapıldığını dile getirerek şunları söyledi:

“Elektronik kelepçe uygulaması gündemimizdeki en önemli başlıklardan birisidir. Halihazırda 15 ilde uygulanan bu sistemin 81 ile yayılması için arkadaşlarımız çalışmalarını sürdürüyor. Bakanlığımızda, Güvenlik Acil Durum Merkezi var. Güzel ve yeni yaptığımız bir merkezdir. ‘Elektronik Kelepçe İzleme Birimi’ni de bu merkeze aldık. Oradaki arkadaşlarımız, bu merkezde bunu takip edecekler. Bu konu da biraz önce bahsettiğim eylem planı çerçevesinde, bakanlığımız tarafından üstlenilmiş bir konudur ve inşallah en kısa sürede bunun da rakamlara olumlu yansımalarını görmüş olmayı umuyoruz. Ben olumlu yansıyacağını düşünüyorum, özellikle elektronik kelepçe meselesinin.”

Soylu, bir kadın cinayetinin bile Türk toplumuna yakışmayacağını belirterek “Elbette kanuni olarak her şeyi yapabilmek, temel sorumluluğumuzdur ama toplumumuzda her şey, kanunla belirlenmiş değildir. Biz, bir milletiz. Her şey, suç ve ceza kavramında düşünülmemelidir. Toplum, milletimiz, kendi otokontrolünü, kendi değerlerimiz çerçevesinde yapabilme kabiliyetine sahiptir. Biz, böyle bir ülkeyiz.” ifadesini kullandı.

“Bu milletin kadınları, böyle bir muameleyle karşı karşıya bırakılamaz”

Türk milletini ayakta tutan kavramlara sahip çıkmanın önemini anlatan Soylu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kadına şiddet, dövmek, şiddet ortaya koymak, bunlar ne demek? Bu yakışır mı? Bizim anlayışımızla örtüşür mü? Sinirlenecekmiş. Kadına vuracağına kendine vur, delikanlısın ya. Neyini tatmin ediyorsun? Bu işi yapanlara sesleniyorum, bizi burada baştan çıkarmasınlar. Onun için biz sorumluluklarımız yerine getireceğiz. Bu meseleyi çözmek durumundayız. Avrupa’ya ve dünyaya, güya o gelişmiş, medeniyetleriyle her tarafta övünç duyduklarını ifade eden Avrupa’ya ve dünyaya, bu meselenin nasıl çözüldüğünü göstermek durumundayız.”

Gelecek nesillere her şeyden arınmış, kendi değerleriyle tam anlamıyla örtüşmüş bir Türkiye bırakmanın önemine değinen Soylu, gelecek nesillerin bu meselelerle karşı karşıya kalmamasını sağlayacak bir anlayış ortaya koymak gerektiğini söyledi.

Soylu, yakın tarihte Türkiye’nin birçok olay yaşadığına, bu neslin sorumluluğunun ağır olduğuna ve bu nesle güvenmek gerektiğine işaret ederek şunları kaydetti:

“Onlara güvenmek, onların sorumluluklarıyla beraber geleceğe daha güçlü adım atmasını temin edecektir. Tüm bu cinayetlerde hayatını kaybeden tüm kadınlara Cenaballah’tan rahmet diliyorum. Bunların tekrar yaşanmamasını Cenabıallah bize nasip eder. Düşüncemiz, odur. Bu meselede bizim ilkelerimiz basit ve nettir, 1 sayısı büyük bir sayıdır. Hedef rakamımız sıfırdır. Bu milletin her ferdi, hele hele kadınları, böyle bir muameleyle karşı karşıya bırakılamaz. Bu kadar açık ve net. Özellikle mülki idare amirlerimiz, bu noktada inisiyatif mercilerisiniz. Lütfen emniyet, jandarma, tüm büro amirlikleri, karakollar, polis merkezi amirlikleri, en ince detayına kadar bu konuyu takip etmek sorumluluğunuzdur. ‘Aman boş verelim, gönderelim, şöyle yapalım, böyle yapalım’, yapın. Sonra da ertesi gün gazeteleri okuyun. Tedbirimizi alalım, temkinimizi ortaya koyalım, kurallar ne diyorsa işletelim, ondan sora adımlarımızı sağlıklı bir şekilde atalım.”

Programa çok sayıda kadın mülki idare amiri ve genel müdür ile daire başkanları katıldı.

(Bitti)

Kaynak: Anadolu Ajansı / Büşra Nur Yılmaz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

eighteen − seventeen =